Herhangi bir mü’mine, “Git falan yerde falan işi yap.. filan şeyi anlat..” şeklinde bir vazife tevdi edildiğinde, “Allah Allah! Bu insanların bakış zaviyeleri mi bozulmuş? Onca güzel insan varken ne diye beni seçiyorlar?” şeklinde düşünmeli ve en küçük işleri bile kendinden çok büyük görmelidir.
Allah’ın her tecellisi bize bir rahmettir. İnsan, ufkunu iyi seçebilirse, her şeyi güzel görebilir ve her zaman ilâhî vâridâtı soluklayabilir. Fakat kulluk çok zordur. İnsan, her defasında ayrı bir mantık, muhakeme ve tedbir-temkin adına yeni mülâhazaların tespiti ile ancak yolunu devam ettirebilir.
“Adı Konulmamış Bir Tasavvuf Hareketi”
Tasavvuf, İslâm’ın ruhî hayatıdır. Hiçbir dönemde ehl-i sünnet ve’l-cemaat çizgisine göre İslâm’ı temsil edenler, o ruh ve mânânın dışında olmamışlardır. Tarikat ise tasavvuf düşüncesi çerçevesinde, dinin özüne varmak ve Hakk’ın rızasını, dolayısıyla da dünya ve ahiret saadetini kazanmayı amaçlayan disiplinler mecmuasıdır.