İçeriğe geç

Evet, ibadet sadece O’na yapılır. Onun için biz orada ne نُطِيعُ ne de نَحْتَرِمُ değil, ancak إِيَّاكَ نَعْبُدُ“Yalnız Sana ibadet ediyor ve yardımı yalnız Senden bekliyoruz.” diyoruz. Bu arz ettiklerimiz kelimenin şeriattaki izahıdır. Ve biz نَعْبُدُ derken bunu düşünürüz. İbadet bir tapma tapınma karşılığı olmadığı gibi نُطِيعُ “İtaat ediyoruz.” demek de değil ve نَقْرَبُ “Sana yaklaşıyoruz” demek hiç değil. Belki aczini, fakrını, zaafını, ihtiyacını, hiçliğini nazar-ı itibara alarak ferah, refah ve saadeti O’na yaklaşmada bilerek kemal-i tâzim ve tekrimle O’na doğru gitmenin adıdır. Allah’a karşı yapılan bu şekildeki tâzim ve tekrim bir başkasına yapılmadığı ve yapılamayacağı için, başkalarına karşı gösterilen saygı, sözle ve davranışla takınılan hürmet çeşitlerinin hiçbirisine ibadet denemez.

c. İbadet ve İnsan Ruhu

Meselenin ilm-i nefisteki, yani bir açıdan psikolojideki tahliline gelince; insan nefsi, insan ruhu, elemlerin, ızdırapların, ümit ve sevgilerin uğrağıdır. İnsan, nefsinde acı bırakabilecek bir şeye karşı daima kuşku duyar, ondan hoşlanmaz. Ve ondan uzak kalmaya çalışır. Keza o, lezzet getiren sebeplere meftundur, o sebeplere karşı ümitle bağlanır veya hırsla sarılır. Tabiî, elem getiren faktör ve sebeplere karşı da öfkeyle mukabele eder ve onlara karşı tetikte durur.

153