İçeriğe geç

Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve teveccühü; ilahi vahyi orijinal şekliyle hisseden, kabul edip yaşayan ve böylece hep diri ve canlı kalan, sürekli kendini yenileyen, yapageldiği şeyler aynı bile olsa kalıplarla oynayabilen, böylece de hep diri kalabilen kişilerin üzerinedir. Onlar, ülfet ve ünsiyetin kurbanı olmazlar. Ülfete düşmemek için sürekli formatları değiştirir, aşk ve şevklerini devam ettirecek vesileler araştırır, yeni yol ve yöntemler keşfederler. İbadetlerin Allah tarafından vazedilen şekillerine ve dinî emirlerin ruhuna dokunmayacak farklılıklar ve yenilikler ortaya koymak suretiyle metafizik gerilimlerini muhafaza ederler.Ne var ki yapılan işlerin mana ve muhtevasının unutulması, şekil ve suretlere bağlanması, prosedürlere kurban edilmesi, zamanla bu insanların da aşk u şevkini söndürebilir. Mesela birileri bir dergi çıkarmak için bir araya gelir, oturur, konuşurlar. Gelen yazıları kendi aralarında değerlendirir, uygun gördüklerini seçer, yerleştirir, onların mizanpajını yapar, derginin kapağını tespit eder ve daha sonra reklam, satış ve pazarlaması hakkında kafa yorarlar. Belki bunları da Allah için yapılabilecek işlerin en mükemmeli olarak görürler. Ancak iş rutinleşmeye başladığında işin şekil ve kalıpları onları meşgul etmeye başlar ve bu arada neyi niçin yaptıklarını unutabilirler. Yaptıkları işin mana, muhteva ve gayesinden adım adım uzaklaşırlar. Hâlbuki biz bir mecmua çıkarıyorsak, yazı yazıyorsak, kitap basıyorsak bunun asıl hedefi Allah’ı daha iyi tanıtma, farklı yol ve vesileler bularak O’nu insanlara bu vesilelerle bir kere daha anlatma, onların his ve heyecanlarını tetiklemedir. Şayet yazdıklarımız, çizdiklerimiz, yaptıklarımız, okuduklarımız bizi marifetullah adına iki adım ileriye götürmüyorsa onların hepsini bir çukura atıp üzerine de taşlar yığsak yeridir.Bu konuya değinmişken, farklı münasebetlerle üzerinde çokça durduğumuz bir meseleyi müsaadenizle bir kere daha hatırlatmakta fayda mülahaza ediyorum: Sadece Allah’ın rızasına talip olarak bir yola çıkan bazı kişiler, zamanla bu ulvi hedeflerini unu-

154