İçeriğe geç

durabilir, kendini nefsin ve şeytanın fitnesinden koruyabilir. Tıpkı Metaf, Mina, Müzdelife ve Arafat gibi hac mekânlarında bulunan ve aynı heyecanı paylaşan kişilerin psikolojik olarak birbirlerini etkiledikleri gibi. Bütün aşk u şevkinizi kaybetseniz dahi bu kutsal mekânlarda oluşan heyecan dalgaları sizi de önüne katar ve kendinizi hiç olmadığı kadar ulvi ve manevi bir atmosfer içinde bulursunuz.Evet, hayatın istikamet içinde yaşanması biraz da salih bir toplum içinde bulunmaya bağlıdır. Bu açıdan bizler bir taraftan insan-ı kâmil ufkunu yakalamaya çalışmalı, diğer yandan başkalarının da o ufku yakalaması için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.Herkesin mahiyetindeki boşluk ve zaaflara her zaman mukavemet edebilmesi, kendi ruhunun âbidesini ikame edebilmesi kolay değildir. Toplumun salâhı (kurtuluşu), mükemmel yetişen fertlere bağlı olduğu gibi fertlerin ayakta durabilmeleri de salih bir toplumun desteğine bağlıdır. Tek başına kalan bir insan kolaylıkla devrilebilir. Korkunç dalalet cereyanlarına, günah dalgalarına göğüs geremeyebilir. Fakat çevresinde onun elinden tutacak, ona güç ve enerji verecek bir topluluk varsa sabitkadem durması, kendini muhafaza etmesi de kolaylaşır.Kubbedeki taşlar baş başa verdiklerinde yer çekimi gibi bir güce karşı durur ve büyük bir yapıyı ayakta tutarlar. İnsanlar da birbirine destek olduklarında hem kendileri ayakta kalır hem de bütün bir toplumu ayakta tutabilirler. Binaenaleyh, kendi istikbalimizi teminat altına almamız, bir yönüyle birbirimize güç verebileceğimiz bir zemin oluşturmaya ve bu zemini, kendi havamızı teneffüs etmeye müsait hâle getirmeye bağlıdır. Bu sağlanırsa fertlerden birinin bir yokuşta dizlerinin dermanı kesildiğinde etrafında ve yanı başında bulunanların pozitif rüzgârı sayesinde o tırmanmaya devam edebilir.Bazen başkalarının bizim fikirlerimize, değerlerimize ihtiyaçlarının olduğunu düşünebiliriz. Ama aynı zamanda bizim de

130