Günahtan ürkmeme, içine düşme endişesiyle titrememe; gafletten doğma daha büyük bir günahtır. Âdem Aleyhisselâm’daki kulluk sırrını kavrayışla, şeytandaki müthiş idraksizlik, günah altındaki ezilmenin ızdırabını duyanla hiç umursamayanı ne güzel sembolize eder? Biri nâlân u efgan ile zellesini itiraf etme faziletini, Nefsime zulmettim diyerek ilân ederken; beriki, Ben daha hayırlıyım gibi irfansızlık ifadesiyle büyük günahını görmüyordu. Mayası topraktan alınmış şanı yüce Nebî, yüzünü Hakk kapısının eşiğine koyup, Cürmüm ile geldim sana. derken başı yıldızlar ötesi Me’va Cennetlerine ulaşmasına mukabil, şeytan ise başında kubbe hâline geleceği çukurların en korkuncuna sukut ediyordu. Bugün dahi, bütün sokaklar, pazarlardaki hatalar, kanal kanal akan kirler ve kirliler hep o gafletten ve o irfansızlıktan değil mi? Bizlerin böylesine günahlarda inat ve ısrarı bir memleketi yaktı, topyekûn bir milleti ruhundan, benliğinden uzak bıraktı.
Günahı başkasında aramaya biraz daha devam edersek, dağdan inmedik yabanî arı ve yaban arılarının taarruzu ile kovanda kalıp petek örmeye devam eden bir bal arısı kalmıyacaktır. Başkalarının kusurları ile meşgul olurken günahını görmemek en büyük günah!..