İçeriğe geç

Bugün bir mezar donukluğu ile karşımıza dikilen neslin durumu her türlü tavsifin üstünde, insan gönlüne acıma ile karışık bir ürperti vermektedir. Sokağa salınmıştır, merhametsiz ellere teslim edilmiştir. Terbiyecisi ve ham^ısi çok defa kasap kadar dahi şefkatli olmamıştır. Sebep ve neticeleri ile evlâtlarının meselelerini düşünmemiş, bir ağacın tımarına gösterdiği ehemmiyeti onlara karşı göstermemiş bütün babalar ve anneler, günahın en büyüğünü işlemişlerdir. Öyle ise suçlu kimdir? Azap kime yapılıyor? Yetiştirdiği nesle evvelâ mes’uliyet aşılamamış, onun zihin fonksiyonlarının inkişaf ettirilmesini gönülden ve ruhtan ayrı yürütmüş, ne kendinin ve ne de yetiştirdiğinin hazmedemeyeceği bir yığın galeyan hâlindeki malûmatı ruh ve yapı düşünmeden vatan evlâdına vermiş eğitenler ve öğretenler ve daha büyükleri onlardan da büyükleri affedilmez bir günah işlemişlerdir ki, bütün bütün yıldızların enerjilerini dünyamıza getirip stok yapsalar, dağları ağaçlarla süsleseler, denizleri bulutlar halinde havada gezdirseler ve yer yer başlarına dökülen bütün yeryüzü suları yerle beraber yunsalar yıkansalar yine bu büyük günahın lekesi alınlarından silinmeyecektir.

Gelin Müslümanlar! Gelip hep beraber ağlaşalım. Dünkü ölenlere değil, beynine kurşun sıkılanlara değil.. Payimal olan ırza, namusa da şimdilik değil. İdama mahkûm olmuş oğlumuza, onlar içinde kadınlığını unutmuş çamura düşmüş kızımıza da değil, kendi cenazemize ağlıyalım.. Ruh ve kâlbimizin ölümüne, günahtan ürkmeyişimize. Vaktinde diz dövmeyişimize, korkunç yangın karşısında merhametsizliğimize, hissizliğimize ve hareketsizliğimize… Öyle sızlayalım ki, ahımız Arş’a yükselsin, nedamet duyan gönlümüz Arş kadar yücelsin… Tâ bu gönül berraklığı ile memleketin gelecek evlâtlarını, şu anda kirlettiğimiz gibi cürmümüzle kirletmeyelim…

120