En basit insandan, en geniş ve derin idraka sahip olanına kadar, kâinata bakan herkes, Cenâb-ı Hakk’ın varlığına ait pek çok deliller bulacaktır. Nazar-ı dikkat ile tefekkür ve tetkik içine giren insan, îman şuuruna ermeye namzet insandır. Tetkik, tefekkür ve nazar-ı dikkatten mahrum olanlar ise, imânî açıdan basit ve seviyesiz insanlardır. Kur’ân-ı Kerim, hakikatlarını basit bir çobandan en büyük mütefekkirlere kadar herkesin anlayıp, istifade edebileceği bir tarzda anlatmıştır. Kainatta cereyan eden hadiseler ve kevnî deliller Kur’ân-ı Kerim’de anlatılandan başka bir şekilde anlatılamaz.
Arap şairinin dediği gibi: Her parçasında, her safhasında, her sahifesinde Zat-ı Akdes’in varlığına dair deliller vardır. Şu Kalem-i Kudret’le yazılan satırlara bak. İnsan o satırda, bir ma’nâyı ifade etmek için konulmuş bir kelimedir. Küllî bir ma’nâyı ifade etmek için yaratılmış Kâinat Kitabı’nın satırları olan mahlukat çeşitleri dahi birer ma’nâyı ifade etmek için yazılmıştır.
Şu Kalem-i Kudret’le, küllî ma’nâları ifade etmek için yazılan Kâinat Kitabı’nın satırlarına, kelimelerine, harflerine bak. O kitabın satırları olan mahlukat çeşitlerine, türlerine bak. O satırların, kelimeleri olan her bir mahluka, hususiyle insana bak. O insan ki, ayrı ayrı ma’nâlara gelen mahlukat kelimeleri arasına, en büyük ma’nâyı ifade etmek, o ma’nâya ayine olmak için konulmuştur. Nazarını hangi sayfada, hangi satırda gezdirirsen gezdir, Mele-i Alâ’dan gönderilmiş risalelerin yüzlerce diller, binlerce lisanlarla Allah’ı anlattığını göreceksin.