Devrimizde en ehemmiyetli mesele, imanın kurtarılması, kalbin salâhının temin edilmesi, mâşerî vicdanın imanla beslenip açlığının giderilmesi, gönüllerin itminana ulaştırılması ve nesillerin ateşten kurtarılmasıdır. Bir kere de kalbler salâha erdi mi, artık salih ellerde çok müesseseler ıslah edilip, emniyetin, güvenin ve itminanın kaynağı hâline gelecektir.
İman esaslarının ihmale uğradığı, dolayısıyla da kalblerin aç olduğu bir devirde, ilk önce bu hayatî mesele üzerinde durulmalıdır.. nasıl aç insana önce baklava değil de, en muhtaç olduğu temel gıdalar, meselâ su ve ekmek verilir, öyle de her şeyden önce aç gönüllere, ruhları güçlendirip kalbleri kanatlandıracak Allah’a (celle celâluhu), Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve ahirete iman ve Allah ve Peygamber sevgisi aşılanmalıdır. Esasen, bunlardan mahrum olan insanın ukbâsı gibi dünyası da karanlıktır. Huzur imandadır; öyleyse, insanımıza ve bilhassa gençlerimize huzur ve emniyet götürmeyi düşünüyorsak, onların gönüllerini imanla donatmalı ve bu gönülleri muhabbet-i ilâhiye ve zevk-i ruhaniyeye uyarmalıyız.
13. Devrimizin şartlarında irşad, tebliğ ve mücadele vasıtası ilimdir
Bir kaç asırdır kâfirin elinde Allah’ı inkâr vesilesi olarak bir silah gibi kullanılan fenleri dinî ilimlerle mezcedip, devrin mantık, kültür ve düşünce seviyesi içinde takdim etmek esastır.
Büyük İmam Gazzâlî, bir devirde o devrin gerektirdiği mücadeleyi veriyor, Müslümanlığı saran Eflâtunculuk, Aristoculuk ve Sokratizm’e karşı felsefenin sakat taraflarını ortaya koyan eserler telif ediyor, Yunan düşüncesini temelden sarsıyor, daha sonra da İhya’sını telif edip, mü’min gönüllere Muhammedî ruhu üflüyordu.