İçeriğe geç

Devlet, münkerâtı eliyle düzeltme konumunda olan bir kuruluştur. Devlet fuhşu, içkiyi, kumarı, ihtikârı ve çeşitli münker faaliyetleri eliyle düzeltmeye kâdirdir. Ferdin elinin uzanmadığı, uzanamayacağı öyle yerler vardır ki, oraya ancak devlet elini uzatabilir. Herhangi bir fert zina eden, içki içen veya kumar oynayan başka bir ferde ceza veremez. Onu eliyle bu münkerden menedemez. Ferdin müdahale edebileceği çerçeveye, yukarıda temas etmiştik. Burada biz, tamamen dış dünyanın insanlarından bahsediyoruz. Böyle bir durumda bu yüce vazife, devlet tarafından yerine getirilmelidir. Zaten bu vazife, devletin vazifeleri cümlesindendir. Devlet, devlet olarak kaldığı müddetçe bu vazifeyi yerine getirmek zorundadır. Devlet, meselede gevşeklik gösterirse halk onu uyarır ve seçimlerde ona vazifesini hatırlatır. Bu da, bir bakıma “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”in bir cephesini teşkil etmektedir. Asr-ı Saadet’te yaşanan bir tabloyu burada kayda değer buluyorum: Sa’d b. Ebî Vakkas (radıyallâhu anh), Cennet’le müjdelenen on sahabiden birisidir.4 Hz. Ömer (radıyallâhu anh) zamanında İran’ı fetheden ordunun da başında bir başkomutandır. Daha sonra fethettiği bu ülkede eyalet valisi olmuştu. Kapısına diktiği bir kapıcı yüzünden halk onu Hz. Ömer’e şikâyet eder ve valinin halkla aracısız görüşmesi gerektiğini ileri sürerler. Hz. Ömer, başka bir şikâyetleri olup olmadığını sorunca da, Sa’d b. Ebî Vakkas’ın namazı tadil-i erkân ile kılmadığını ifade ederler.5

41