İçeriğe geç
21. Bölüm

Sürûr

Neşe ve sevinç mânâlarına gelen sürûr; insanın içini ve dışını saran bir tür hoşnutluktur ki, her vicdanda farklı farklı hissedilse de hemen hepsi Hazreti Enîs’ten gelen değişik dalga boyundaki “üns” esintilerinin latîfe-i rabbâniyeyi sarmasından ibaret görülmüştür.

Âşıklar, sürûru vuslat kokusuyla, sadıklar gönüllerinde vefa duygusuyla, kurb kahramanları ise tasavvurlar üstü yakîn televvünleriyle duyar ve her sınıf, derecesinin kendisine ifâza ettiği ölçüde

قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِه۪ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُواۘ هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

“Söyle, onlar, Allah’ın fazlı ve rahmetiyle sevinip neşelensinler; (evet) ancak bununla sevinin ki, bu (ötekilerin) toplayıp durduklarından hayırlıdır.”1 der ve kaynağını mülâhazaya alarak ilâhî vâridlerin sevinciyle oturur-kalkar ve inşirah soluklar.

İman ve imanın vaadettiği bütün neticeler; İslâm ve İslâm’ın gösterdiği yüksek hedefler; Kur’ân ve O’nun dünyevî-uhrevî meyveleri; ihsan ve onun işaret ettiği rü’yet hakikati, seviyesine göre hemen herkese Allah’ın birer fazlı ve rahmeti, bunların gönüllerde hâsıl ettiği neşe ve sevinç de kalbin zümrüt tepelerinin sürûr çiçekleridir.

Evet, iman, İslâm, Kur’ân ve ihsana mazhariyet en büyük birer ilâhî mevhibe ve bu mevhibeden kaynaklanan; kaynaklanırken de zımnî birer şükür ve senâ mânâsını tazammun eden sürûr, bütün dünyevî hazları, zevkleri, lezzetleri aşkın öyle lütuflar üstü bir lütuftur ki, topyekün dünya ve içindekilerle peylense değer.. onun o aşkın kıymetinden ötürü değil midir ki Kur’ân: “Bu onların toplayadurduklarından kat kat daha hayırlıdır.”2 ferman eder.

Kur’ân’ın pek çok yerinde, hedefsiz ve akıbeti meçhul sevinçlerin yerilmesine karşılık, Allah ve ulûhiyete ait maarif; Peygamber ve nübüvvetin vaadettiği şeyler; İslâm ve O’nun insanlığa armağanları yukarıdaki âyet gibi pek çok ilâhî beyanla:

89