Vücud
Bulunma, var olma mânâlarına gelen vücud, istiğfar eden günahkârlar için لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَح۪يمًا“Onlar Allah’ı tevbelerini kabul eden bir Rahîm olarak bulurlar.”1 veya herhangi bir inhiraf sonucunda istiğfar edenlerle alâkalı يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا“Allah’ı Gafûr ve Rahîm olarak bulurlar.”2 ya da münkirlerin inkâr ve suiakıbetini ifade sadedinde وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰيهُ حِسَابَهُ“O, neticede Allah’ı bulur ve O’na mülâki olur, Allah da tastamam onun hesabını görür.”3 âyetleriyle anlatılan Hazreti Zât’ın isim ve sıfatlarının bir taallukuna mazhariyet değil; اِبْنَ اٰدَمَ اُطْلُبْن۪ي تَجِدْن۪ي“Âdemoğlu, Beni ara ki Beni bulasın.”4 eseri ve daha bir kısım müteşabih hadislerle bahis mevzuu edilen “bî kem u keyf” O’nu hakikati itibarıyla bulmadır ki; neticede böyle bir bulmada hak yolcusu zevkî, hissî ve hâlî sübühât-ı vechin şuaâtı karşısında bütün bütün eriyerek, geriye sadece temyiz edemeyeceği bir “zevk” ve bir de “hâl” kalır. İmanla harekete geçip mârifet ve muhabbete yürüyen böyle bir yolcuya “sâlik”, âfâkî-enfüsî emarelerin dillerini anlayarak ve onların şehadetlerini duyarak yolculuğu sürdürene “kâsıd”, hedefe ulaşıp vicdanının istiabı ölçüsünde kalblerde kenzen bilinen hakikate –zaman, mekân ve hayyiz üstü– ulaşana da “vâcid” denir. İşin başlangıcında, imanla tam bir metafizik gerilim, devamı itibarıyla emarelerin ufkunda sevk ve insiyak, her müstaidin kendi yolunun sonunu duyması açısından da “Hazîratü’l-Kuds”ün şuaâtı karşısında eriyip bütün bütün yok olma söz konusudur ki, bu ne hulûl ne ittihad ne tecessüm ne inkılâp ne de başlangıç itibarıyla O’ndan ibaret bulunmadır; bu, sadece ve sadece derya karşısında, deryada hissedilen damlayı, güneş karşısında ondan gelen zerreyi duyma keyfiyet ve zevkidir. Ebû’l-Hasan en-Nurî, böyle bir zevki seslendirme sadedinde; “Ben yirmi senedir hep bulma ve yitirme arasında gelip gidiyorum; ‘keyfiyeti meçhul’ Rabbimle vuslat yaşadığımda kalbimi kaybediyorum, kalbî varlığımı duyunca da O’nun gaybûbetine maruz kalıyorum.” der ki, hâl ehlinin tahavvülünü ifade etme bakımından gayet enfestir.
Dipnotlar
- 1 Nisâ sûresi, 4/64.
- 2 Nisâ sûresi, 4/110.
- 3 Nûr sûresi, 24/39.
- 4 Ebu’l-Kâsım Cürcânî, Târîhu Cürcân 1/562; İbn Receb, Câmiu’l-ulûmi ve’l-hikem s.362.