Bize düşen vazife, şu muvakkat dünya hayatında üzerimize terettüp eden vazife ve sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirebilmek, bunların mükafatını da sadece Allah’tan beklemektir. Kadrimizin bilinip bilinmemesinin hiçbir önemi yoktur. Biz işimizi Kur’ân ve Sünnet’in ruhuna uygun yaptıktan sonra bütün dünya karşımızda olsa dahi Allah mükafatımızı verecektir. Eğer yapılan hizmetler insanların teveccühüne mazhar olursa, bu durumda da bunu Allah’tan gelmiş büyük bir lütuf ve nimet olarak kabul eder, öper başımıza koyar, Rabb-i Rahîmimiz’e hamd ü sena ederiz.
144