İçeriğe geç
18. Bölüm

Şekilcilikten Kurtulma

Bazen din adına yapılan vazifelerde aldanıyor; bizden istenilen formaliteleri yerine getirmekle vazifemizi yaptığımızı zannediyoruz. Diyelim ki bir yerde imamlık yapıyoruz; camiye geliyoruz, milletin önüne geçip namaz kıldırıyoruz. Vazifeyi bitirince de kalkıp evimize veya başka bir işimize gidiyoruz. Veya bir yerde vaizlik görevi verildiyse, haftanın belirli günleri kürsüye çıkıp orada halka bir şeyler anlatmaya çalışıyor, belki bağırıp çağırıyor, sonra da vazifeyi yapmış olmanın huzuruyla inip kendi işimize bakıyoruz. Namaz kıldırma, vaaz u nasihat etme, Kur’ân öğretme, dinî ilimleri talim etme gibi dinî işlere, bir memurun sorumlu olduğu vazifelerini yerine getirmesi veya bir işçinin kendisinden istenilen işleri yapması gibi bakıyoruz. Böyle olunca da işin ruhu, mânâ ve muhtevası kayboluyor.

Bunların en tehlikelisi de yüce bir mefkûreye talip olmuş, yeni bir diriliş peşinde koşan insanların, üstlendikleri sorumluluklara “iş” ve “vazife” olarak bakmaları, tavzif edildikleri değişik birim ve alanlarda koşturup durmaları fakat bunun yanında Allah’la ve Efendimiz’le münasebeti görüp gözetmemeleridir. Onlar, kendilerini tamamen “işlerine” verseler, yaptıkları işlerde çok başarılı görünseler de, yalnızca şekil ve formaliteleri yerine getiren kimseler olma durumundan kurtulamadıkları, ihlâs ve ihsan şuuruyla hareket etmedikleri sürece yaptıkları işlerde gerçek mânâda muvaffak olamayacaklardır.

Allah’la Münasebetin Güçlü Tutulması

123