İçeriğe geç
38. Bölüm

Vefa

Vefa, bizim yamaçların gülü, çiçeğidir. İnsanlara karşı vefa, onlardan gelen en küçük iyiliklerin dahi bir ömür boyu unutulmaması demektir. İnsan, günahlarını unutmadığı gibi, kendisine yapılan iyilikleri de unutmamalıdır. Kendi yaptığı iyiliklerin ise üzerinde durmamalı ve bunları unutmasını bilmelidir.

Allah’a Karşı Vefa

Bir de Allah’a karşı vefa vardır. Hepimiz Cenâb-ı Hakk’a karşı tepeden tırnağa vefa hissiyle dolu olma mecburiyetindeyiz. O, bizi türlü nimetlerle serfiraz kılmıştır. Bizi varlık âlemine çıkarmış, hayat lütfetmiş, insan olma ufkuna yükseltmiş, imanla şereflendirmiş, hizmet-i imaniye ve Kur’âniye ile tanıştırmış, bize, hep bu ortamın ilham ettiği mânâları duyup düşünmeyi, onlarla oturup kalkmayı nasip etmiştir. Allah’ın ihsan ettiği bütün bu lütuflar karşısında bize düşen vazife, çok ciddi bir vefa hissiyle sürekli bunları hatırda tutmak ve her hatırlayışımızda da iki büklüm olmaktır.

Peygamber Efendimiz’e Karşı Vefa

Aynı şekilde bir mü’min, İnsanlığın İftihar Tablosu’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı da vefa hissiyle meşbû olmalı, O’nu da hiç hatırından çıkarmamalıdır. Duymamız gerekli olan şeyleri O’nunla duyduk. O olmasaydı ne doğru bir Allah tasavvuruna ne haşir telakkisine ne de nübüvvet düşüncesine sahip olabilirdik. Geleceğe ümitle bakamazdık. Ahireti bir harita gibi göremezdik. Nasıl bir yolda yürüyeceğimizi bilemezdik. Gerçi bütün bunları bize öğreten Allah’tır. Fakat Allah, O’nu vesile etmiş, O’nun eliyle bizi hidayete ulaştırmıştır.

262