İçeriğe geç
17. Bölüm

Vifak Ve İttifak

Allah yolunda yapılan hizmetlerde öncelikle söz ve amellerin doğru olması ve rıza-i ilâhî hedefine yürürken meşru vasıtaların kullanılması gerekir. Yani her tür faaliyet ve proje, dinin temel disiplinleriyle uyum içinde olmalı; Kur’ân’ın emirlerine ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanlarına muvafık olmalı, içinde bunlara muhalefet içerecek hiçbir şey barındırmamalıdır. Bunun yanında insanların ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması ve toplum hayatındaki boşlukların doldurulması gerekir.

Hiç şüphesiz bunların her birisi, i’lâ-i kelimetullah yolunun yolcuları açısından en başta dikkat edilmesi gereken çok önemli prensiplerdir. Fakat Allah yolunda yapılan hizmetlerin semeredar olabilmesi için, bütün bunların yanında toplumdaki vifak ve ittifak duygusunun korunmasına da fevkalâde önem gösterilmesi gerekir. Zira tevfik-i ilâhînin celbedilmesi buna bağlıdır. Bunu sağlamanın önemli dinamiklerinden birisi ise yapılan hizmetlerde aidiyet mülâhazasını işin içine katmamaktır.

Aidiyet Düşüncesinden Uzak Durma

Biraz daha açacak olursak, söylenilen sözlerin veya yapılan amellerin ilâhî ve nebevî olmasının yanında, mensubiyet ve aidiyet düşüncelerinden de kurtarılması gerekir. İnsan bazen “din” der, “diyanet” der fakat hiç farkında olmadan bunlarla kendini veya mensup olduğu grubu nazara verir. İrşat ve tebliğ faaliyeti yaptığını zanneder fakat gerçekte kendi yol ve yöntemini öne çıkarır. Ülkeyi kalkındırmaktan bahseder fakat asıl kendisinin ayağa kaldırılmasına nazarları çevirir. Yeni bir inşa ve ihya ruhuna ihtiyaç olduğunu, yeni bir rönesans gerçekleştirilmesi gerektiğini söyler fakat bütün bunları kendi hamle ve hareketlerine bağlar.

118