Hissiyatları Hesaba Katın!
İnsanlar, makul buldukları, insanlık için yararlı olduğuna inandıkları ve dinin ruhuna uygun gördükleri bir kısım projeler etrafında bir araya gelebilir, belirli hizmetlere gönül verebilirler. Fakat doğruluğuna inandıkları işlerin arkasında koşarken, mutlaka başkalarının hissiyatını hesaba katmaları, onların düşüncelerini doğru okumaları, popüler ifadesiyle herkese empatiyle yaklaşmaları gerekir. Atacakları her bir adımın başkaları nezdinde ne tür duygu ve düşünceler hâsıl edeceğini çok iyi hesap etmeli ve buna göre hareket etmelidirler.
Herkesin saygı duyduğu değerler vardır. Eğer değerlerinize saygı duyulmasını istiyorsanız, başkalarının değerlerine saygısızlık etmemelisiniz. Sizin âlemden beklediğiniz şeyi, âlemin de sizden beklediğini katiyen unutmamalısınız. Ciddi bir empatiyle başkalarının hissiyatlarını doğru okumaya çalışmalı, tavır ve davranışlarınızı da buna göre ayarlamalısınız.
Yoksa güzel bir şeyler yapalım derken maksadın tam aksi neticelerle karşılaşılabilir. En masumane davranışlar, en güzel sözler dahi antipatiye yol açabilir. Eğer bu güzellikler aidiyet mülâhazasına bağlanır ve bu şekilde takdim edilirse, insanlar yapılan hizmetlerden ziyade bunların kimin tarafından yapıldığına odaklanırlar. “Falanlar şunları yapıyor, biz niye yapmıyoruz? Onların bir cemaati var, bizim niye yok?!” derler. Neticede toplumdaki vifak ve ittifak zedelenir ve tevfik-i ilâhî de inkıtaa uğrar.
Cenâb-ı Hak, muvaffakiyetini ümmet-i Muhammed arasındaki anlaşmaya, uzlaşmaya ve ittifaka bağlamıştır. Onlar parçalanıp dağınıklığa düştükleri zaman Allah da onlar üzerindeki inayet ve riayetini kaldırır. Vekil olmaz onlara. Oysaki Kur’ân şöyle buyuruyor: وَكَفَى بِاللّٰهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللّٰهِ نَصِيرًا “İşlerinizi üstlenen bir veli olarak da bir yardımcı olarak da elbette Allah yeter!”79
76 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler, s. 784 (Lemeât).