Soruda zikredilen hâdise Veda Haccı esnasında gerçekleşmiştir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ağır bir hastalığa yakalanan Sa’d İbn Ebî Vakkas’ı ziyarete gider. Hazreti Sa’d, Mekke’de vefat edeceğini düşündüğü için üzgündür. Zira orayı Allah için terk etmiş ve Medine’ye hicret etmiştir. Bu yüzden Allah Resûlü’ne şöyle der: “(Siz Medine’ye döneceksiniz de) ben dostlarımdan geriye mi kalacağım?” Efendimiz ise ilk olarak, Mekke’de kalsa bile, salih ameller işlediği takdirde, bununla derecesinin artacağını, mertebesinin yükseleceğini belirtir. Ardından da onun uzun zaman yaşayacağını, çok yararlılıklar göstereceğini müjdeler.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) daha sonra, “Allah’ım ashabımın hicretini tamamla ve onları gerisin geriye döndürme!” diye dua eder ve o sırada hasta olan bir başka Sa’d’ın, Sa’d İbn Havle’nin, –Cenâb-ı Hakk’ın bildirmesiyle– Mekke’de öleceğini bildiği için üzüntüsünü dile getirir. Nitekim öyle de olur, Sa’d İbn Havle tekrar Medine’ye dönemeden Mekke’de vefat eder. Sa’d İbn Ebî Vakkas ise bişaret-i nebeviyede olduğu gibi bu hastalığından sonra uzun yıllar yaşar, çok önemli fetihlere vesile olur ve h. 55 yılında Medine’de vefat eder.
Sahabe-i kiram, Mekke’de ölmenin hicretlerinin tamama ermesine mani olacağından korkmuş ve terk ettikleri yurtlarına bir daha dönmeme azmi içinde bir hayat yaşamıştır. Hatta bunun da ötesinde, pek çok sahabenin, hicret ettikleri Medine-i Münevvere’de de kalmayıp, farklı beldelere yeni hicretler gerçekleştirdiklerini de biliyoruz. Bunlar ilk mukaddes hicret mahallerini, İslâm’ı neşredebilme, Allah yolunda mücadele verebilme adına terk ederek başka yerlere göç etmiş ve ruhlarının ufkuna oralardan yürümüşlerdir.