Bir Müslüman için en önemli şey, küçüğüne büyüğüne bakmadan, dinin çirkin gördüğü ve yasakladığı her türlü hata ve günahtan uzak durmak, bunlardan sıyanet buyurması adına sürekli Allah’a dua etmektir. Yine Hz. Bediüzzaman’ın yaklaşımıyla ifade edecek olursak, bazı küçük şeyler vardır ki çok büyük şeyleri yutar. Kalb de bunlardan birisidir. Zira o, kâinatları içine alacak genişlikte olmasına rağmen, bazen küçük gibi görünen şeyler yüzünden kararabilir. Nitekim Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) işlenen her bir günahın kalbde siyah bir nokta bırakacağını ve bu noktaların zamanla çoğalarak kalbi kaplayacağını ifade buyurmuştur.14
Şeytan, şahısların durumuna ve karakterine göre onları günaha sevk edebilme adına her türlü argümanı kullanır. Fakat onun birinci derecede kullandığı ve her zaman başvurduğu bir kısım şeyler vardır. Bunlar genel itibarıyla insanların zayıf ve mukavemetsiz olduğu; sabredip direnmekte zorlandığı hususlardır. Hücümat-ı Sitte’de şeytanın hücum adına kullandığı başlıca vesilelere yer verilir. Daha başka vesileleri de bunlara irca etmek veya eklemek mümkündür. Biz burada birkaçı üzerinde duracağız.
Bunlardan birisi olan şöhretperestlik, şeytanın insanı günaha sürükleme adına en çok kullandığı vesilelerden birisidir. İnsanın sürekli lehinde konuşulup yazılmasını istemesi, bir yere gittiğinde kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanması, kalkılmadığında gönül koyması, sürekli alkış ve takdir peşinde koşması, her başarısını popülizme bağlaması gibi tavırlar, şöhretperestlik hissinin birer tezahürüdür. Hâlbuki İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir meclise girdiğinde ayağa kalkılmasını şiddetle men ediyordu. “Acemlerin büyüklerine ayağa kalktığı gibi kalkmayın!”15 buyuruyordu.