İçeriğe geç

Surede sayılan ülü’l-elbâb’ın vasıfları bunlarla sınırlı değil, başka vasıflar da zikrediliyor. Fakat soruda bunların tamamı değil de sadece “sıla” mevzuu sorulduğu için, onun üzerinde bir nebze durmaya çalışalım.

Kelime anlamıyla sıla, birleştirmek demektir. İslâmi literatürde, insani bağları koruma, iyilik yapma, gözetme, hususiyle akrabalık ilişkilerini sıcak tutma gibi mânâlarda kullanılmıştır. Önceki ifadelerde, verilen sözlerin yerine getirilip getirilmemesi üzerinde durulduğu için, burada Allah’ın birleştirilmesini, gözetilmesini emrettiği şeylerden anlaşılan ilk mânâ, verilen sözlerin tutulması, yapılan ahitlerde sabitkadem olunmasıdır. Bunun yanında Allah’la, İnsanlığın İftihar Tablosu’yla, din-i mübin-i İslâm’ın emirleriyle kopmayan bir münasebet tesis etme gibi mânâlar da bu âyetin şümulüne girer. İman esaslarından İslâm erkânına, dinin temel disiplinlerinden füru ahkâmına kadar riayet edilmesi ve yerine getirilmesi emredilen her şeyi bir sıla olarak görebiliriz. Kısaca burada dine ve dinî hükümlere bağlılığın emredildiği söylenebilir.

Daha hususi mânâda ise buradaki sıladan kastedilen sıla-i rahimdir, yani akraba bağlarının gözetilmesidir. İnsanların birbirinden koptuğu günümüz dünyasında meselenin bu yanı da ayrıca önem arz etmektedir. Maalesef aynı ağacın dalları, budakları, yaprakları veya meyveleri olan insanlar birbirlerinden kopuk yaşıyorlar. Evlatlar, değil akrabalarına karşı vazife ve sorumluklarını yerine getirmek, anne-babalarından dahi kopmuş durumdalar. Hısım ve akrabaların çoğu tanınmıyor bile. Onlara karşı sorumluluklar unutulmuş durumda. Toplum kendi değerlerinden koptuğu ve bu konuda çok ciddi bir gurbet yaşadığı için ne kadar tahşidat yapılsa, insanlar ne kadar rehabiliteye tâbi tutulsa azdır.

113