İçeriğe geç

Eğer bir gün pişman olup yanımıza gelecek ve bizden helallik dileyecek olurlarsa, o gün bize düşen, civanmertçe davranmak olmalıdır. Onlar, yaptıkları yanlışları sayarak af dilemeye ve helallik almaya çalıştıklarında çok rahatlıkla, “Ben hatırlamıyorum bunları.” diyebilmeliyiz. Onlar elli defa naseza nabeca sözler söylemiş, yakışıksız bir kısım fiiller ortaya koymuş olsalar da bence iş sizde bitmeli. Çünkü ehl-i iman insaflı olur.

Birilerinin Müslümanlara verdikleri eza ve cefalar gayretullaha dokunmuş olabilir. Şahıs haklarının yanında kamusal haklar da söz konusu olabilir. Biz, Allah’a ait haklara karışamayız. O dilerse affeder, dilerse cezalandırır. Fakat kendimize ait her türlü hakkı affedebiliriz. Bizi Cehennem’e mahkûm etmek isteyen insanları dahi affedebiliriz. Çünkü Yunus edasıyla “dövene elsiz, sövene dilsiz, gönül koyana gönülsüz” davranmak bizim şiarımız. Eğer böyle olmazsanız, hâl-i hazırda emareleri çoktan gözükmeye başlayan dahilde ve hariçte ortaya çıkabilecek çok büyük herc ü merçlerin önüne geçemezsiniz.

Biz, günah işlememekle mükellef olduğumuz gibi, başkalarının günaha girmesine sebep olmamakla da mükellefiz. Hiç kimsenin günah işlemesine ve hele Cehennem’e gitmesine sebebiyet vermeme konusunda son derece temkinli ve tedbirli olmak zorundayız. Yani bir taraftan haset, çekememezlik gibi duygulardan yılandan çıyandan kaçar gibi kaçmalı, diğer yandan da başkalarının bu tür günahlara girmemesi adına elimizden geleni yapmalıyız. Bu, mü’min açısından çok önemli bir fazilettir. Bunlar herkesin düşüneceği ve rahat anlayacağı konular olmayabilir. Fakat bunlara aklı erenlerin dikkatli olmaları gerekir.

İnsaf, Hakkaniyet ve Civanmertlik

209