İçeriğe geç

Malum olduğu üzere, çocuğun anne sütüyle beslendiği dönem, mama aldığı dönem, sizin gibi kaşığını kullanıp yemeğini yediği dönem vardır; ama aynı zamanda sert yiyecekleri bile dişleriyle koparıp beslendiği dönem de vardır. Şuurlu anne-babalar bu dönemleri çok iyi hesap ederek yaşına başına göre onun beslenmesinde farklılıklara giderler. İşte bunun gibi, çocuğun yaşına ve başına göre, bilginin keyfiyet ve derinliği ve o bilgiyi veriş tarzı değişebilir. İleri yaşlarda daha komplike bilgiler verilir; mevzuların neden ve niçini üzerinde durulur, daha derinlemesine izahlar yapılır. Siz bir dönemde, meseleyi çok fazla mâkuliyet ve mantıkiyete dayandırmadan sadece Allah’ın var olduğu hakikatini ifade ederek sunarsınız. Bu dönem itibarıyla çocuklar kendi kafalarında bu mücerret hakikatlere cisimler, cevherler, mekânlar takdir edebilirler. Belki rüyalarında bile görebilirler. Anlattığınız Cennet ve Cehennem için onlar hayallerinde kendilerine göre farklı kurgulara gidebilirler. Fakat sonraki dönemlerde bu anlatılanların akıl ve mantıkla teyit edilip mevcut ilimlerle desteklenerek, aklî ve mantıkî herhangi bir boşluk bırakmadan farklı bir formatta yeniden anlatılması gerekir. Belki bu durum da, bir yönüyle bir tür şartlanmışlıktır. Fakat bu şartlanmışlık, ferdin, düşünüp, araştırıp, değerlendirdikten sonra, aklının, araştırmalarının ve vicdanî ihtisaslarının “evet” dediği ve bütün bunların teyidini arkasına alarak kabullendiği bir şartlanmışlık olacaktır. Fakat biraz önce ifade edildiği gibi, bilhassa şuuraltı müktesebatının oluştuğu dönemde, şartlandırma diyebileceğimiz usûlde hak ve hakikatin anlatılması çok yararlı, hatta bir yönüyle bir zarurettir.

324