Cenâb-ı Hak bu şekilde müttakilerin vasıflarını anlattıktan sonra şöyle buyurur: أُولٰۤئِكَ İşte ey Habibim! Nereden bakılırsa bakılsın her yönleriyle müstesna olan bu simalar, dırahşan çehreler, âbide şahsiyetler, iman ve İslâmiyet’le serfiraz olan şu kamet-i bâlâlar var ya, “İşte bunlar”:عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ“Rabbilerinden dosdoğru bir yol üzerindedirler.”16 Bunlar, nazarînin ifade ettiği hakikatleri diyanetle güçlendirmiş, derinleştirmiş ve hayatlarının bir buudu hâline getirmişlerdir. Onlardaki iman hakikati, pratiğe dönüşmüştür: وَأُولٰۤئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ“İlle de bir kurtuluştan bahis söz konusuysa, işte kurtulanlarda bunlardır.”17
Dar bir meal çerçevesinde, basit ve kısaca yukarıdaki âyetlerin mealini arz etmeye çalışmamın sebebi şudur: Kur’ân’ı, اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ18 ’den مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ19 ’e kadar, mânâ tabakalarına inerek, derinlemesine üzerinde düşünerek yeni bir dip dalga ile baştan sona müzakere ve mütalâa etmeliyiz. Öyle ki, “Allah’ım, Senin müstesna ve muhtevası engin olan o mükemmel kitabına uymaya çalışıyor; bu istikamette cehd ve gayrette bulunuyor ve bu işi yaparken de ins ü cin şeytanlarından Sana sığınıyoruz.” mülâhazasıyla dinin bize tahmil ettiği esasların neden ibaret olduğunu baştan sona ele almamız gerekiyor.
Kur’ân’ın Aydınlık İkliminde Yeni Ufuklara
Dipnotlar
- 16 Bakara sûresi, 2/5.
- 17 Bakara sûresi, 2/5.
- 18 “Hamd, bütün âlemlerin terbiyecisi Allah’a mahsustur.” (Fâtiha sûresi, 1/2)
- 19 (Onlar) gerek cin gerekse insten.” (Nâs sûresi, 114/6)