Aklın suistimal edilmesi, olumsuz şeylerde kullanılması ve onda ifrata gidilmesi, aklın ürünsüzleştirilmesi demektir. Oysaki, mü’minin bir saat tefekkürü bir senelik ibadet hükmündedir.19 Bundan dolayı tefekkür, mü’mine gösterilen iki hedeften birisi olmuştur. Yani onun sükûtunda tedebbür, tezekkür ve tefekkür olmasına karşılık, konuşmasında da hikmet vardır. Hikmet, eşya ve mavera-i eşyaya ait hakikatin ortaya konması demektir. Zaten sükûtunda tedebbür, tezekkür ve tefekkür olmayan, eşya ve hâdiseleri hallaç etmeyen, içinde bulunduğu zamanı doğru okumayan, kısaca sistemli ve disiplinli bir düşünce ameliyesine sahip olmayan insanın ortaya hikmet adına bir şey koyması da mümkün değildir. Bu açıdan olumlu düşünceler, tedebbürler, tezekkürler, tefekkürler gerçeği bulma, doğru yorumlara ulaşma ve bir yönüyle kanaat önderi olma mevzuunda vazgeçilmez esaslardır. Zaten büyükler de hayatlarını hep bu anlayışa göre disipline etmişlerdir. Zira onlar on defa düşünmüş, bir defa konuşmuşlardır. Cenâb-ı Hak da hikmetle onları serfiraz kılmıştır. Evet, O buyuruyor ki; وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا“Bir insana hikmet verilmişse, yani mâvera-i tabiataait hakikatleri okuyabiliyor, eşya ve hâdiseleri hallaç edebiliyor, yollar vuruphakikatü’l-hakâika yürüyebiliyorsa işte o insana çok önemli hayırlarverilmiş demektir.”20
Dipnotlar
- 19 Bkz.: el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/423; el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân 4/314.
- 20 Bakara sûresi, 2/269.