İçeriğe geç

Bir sonraki âyette ise; وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولٰى“Elbette senin için herzaman, işin sonu, başından, bir önceki hal daha sonraki haldendaha hayırlıdır.”6 denilerek muştu dolu bir başka nimet daha zikredilmektedir. Umumî mânâda düşündüğümüzde bu âyet ile, evvelen ve bizzat O Ferîd-i Kevn ü Zaman’a, sâniyen ve bi’l-araz da O’nun ümmetine; bugüne göre yarının, bu hâle göre bir sonraki hâlin, merkezdeki sınırlı açılıma kıyasla muhit hattındaki geniş çemberin ve neticede dünyaya göre Cennet ve rü’yetullahla noktalanan ahiretin müjdesinin verildiğini söyleyebiliriz. Resûl-i Ekrem Efendimiz’e bahşedilen hususî lütuf ve ihsanlar sayılırken bu müjdenin ayrı bir yeri ve konumu vardır. Zira “Sebep olan yapangibidir.”7 kâidesince, bugün insanlığın sahip olduğu değerler manzumesi, Allah Resûlü’nün elinden ve sinesinden onların gönüllerine aktığı için, onların işledikleri hasenatın bir misli de O’nun defter-i hasenatına yazılmaktadır. Dolayısıyla bütün bunlar O’nun terakkisine vesile olmakta, mübarek ayaklarının altında O’nu sürekli yükselten birer basamak hâline gelmektedir. Düşünün ki, bugün itibarıyla yeryüzünde bir buçuk milyara yakın Müslüman var. Eğer bunların bir milyarı şöyle böyle namaz kılıyorsa, bu demektir ki, bir milyar insan Fahr-ı Kâinat Efendimiz’e günde beş defa salât u selâm getirmektedir. Ayrıca namaz dışında da, mü’minler, her gün değişik vesilelerle O’na salât ü selâmda bulunup dua etmektedir.

156