İçeriğe geç

Aslında bütün peygamberler (Allah’ın salât ve selâmı Efendimiz’e ve onların üzerine olsun) iyi birer rehber olmaları itibarıyla hep doğruyu temsil etmiş ve insanları hep hakikate yönlendirmişlerdir. Fakat öyle peygamber gelmiştir ki, ümmetinin sayısı iki-üç insanla sınırlı kalmıştır. Buhârî ve Müslim’de geçen bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Geçmiş ümmetler bana gösterildi.Peygamber gördüm, yanında üç beş kişilik küçük bir grup vardı.Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve peygamber gördüm,yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı.Onları kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bu topluluk Musa ve ümmetidir,sen ufka bak!’ dediler. Baktım; büyük bir insan topluluğu. Sonrabana diğer tarafa da bakmamı söylediler. Baktım; orada da büyükbir insan topluluğu. ‘İşte bütün bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azapsız Cennet’e girecek yetmiş bin kişi vardır.’ dediler.”8

Bu hadis-i şerif gösteriyor ki, Allah Resûlü’nün (aleyhi salavâtullahi ve selâmuh) ümmeti bütün peygamberlerin ümmetinden çok daha fazladır. Belki zâhiren ümmet içerisinde görünen ancak ümmetliğini koruyamamış insanlar da vardır. Ama ümmet unvanıyla ele alınacak, Hazreti Muhammed Mustafa’nın (aleyhissalâtü vesselâm) milleti diyebileceğimiz insanların sayısı, başka hiçbir ümmette olmayacak ölçüde çoktur.

İşte Cenâb-ı Hakk’ın O’na büyük birer lütfu olan bütün bu nimetlerin hepsine ima ve işaret nevinden Duhâ sûresinin sonunda Allah (celle celâluhu) buyuruyor ki; seni istihdam eden ve sana bu lütuflarda bulunan Allah’ın üzerindeki nimetlerini yâd et.

Hepimiz Birer Damladan İbaretiz

157