İçeriğe geç

Bazıları senelerce oldukları yerde mübtediyâne kalırlar. Belki çok okurlar, çok kitap karıştırırlar; âleme de ders verirler, kendileri anlamış gibi başka insanların huzurunda ahkam keserler. Ne var ki, kendileri bir ömür boyu kat’iyen Allah’ı bilememişlerdir. Sadece, bir yaratıcının varlığına taklidî olarak inanmışlardır. Oysa, Ehl-i Sünnet imamlarından bazıları göreneğe dayalı imanın makbul olmadığı kanaatindedirler. Öyleyse, herkes kendi düşünce ve inanç sistemini, tıpkı bir çorabı söküyor gibi söküp, yeniden örgülemelidir. “Ben şunu böyle kabullenmiştim ama işin hakikati nedir acaba?” deyip inandığı esasları kalb ve kafa süzgecinden geçirerek kendine mâl etmelidir. Üstad Hazretlerinin şeytanla mülakatında yaptığı şekilde, “Bunu şöyle farz edelim… şuna şöyle yok diyelim… eğer şöyle dersen…” gibi değişik ihtimallerin hepsi üzerinde kendi tahkîk, tetkik ve araştırmalarına göre düşünce ve inanç sistemini yeni baştan inşa ve tahkim etmelidir.4

Biz bu telakkiyi ve usûlü’d-din imamlarının bu mevzudaki mülâhazalarını nazar-ı itibara almasak ve “Allah’ın rahmeti geniştir, o rahmetten taklitçiler bile istifade edebilirler.” desek bile asıl matlub olan tahkike ulaşmaktır. Hazreti Üstad da eserlerinde hep tahkik yolunu göstermiştir. O, tahkik adına ortaya koyduğu eserleriyle, sergilediği tahkik yörüngeli tavırlarıyla, dile getirdiği tahkîk desenli nasihatleriyle milletin hakikî imana ulaşması için üzerine düşen vazifeyi tam eda etmiştir. O yapması gerekli olan hizmeti yapmıştır ama tahkîkin sonucunu hâsıl etmeye onun gücü yetmez. Bu konuda, sizin Allah’a, Hazreti Kur’ân’a ve Peygamber Efendimiz’e teveccühünüz ve günümüzde Kur’ân-ı Kerim’in tercümanı olmaları itibarıyla, iman hakikatlerini anlatan eserlere itimadınız lazımdır.

225