Hâsılı, her insan kendi inanç, düşünce, anlayış ve iman dünyasını yeniden bizzat kendisi inşâ etmelidir ki imanıyla ayakta durabilsin. Yoksa, bir insan, başkaları tarafından kendisine empoze edilmiş bir inanç sistemiyle, yani taklidî imanla yerinde çok sağlam duramayabilir. Nitekim, taklidin hüküm fermâ olduğu bir dönemde, akide adına ortaya atılan bir kısım şüpheler karşısında sarsılmadık insan kalmamış, Hazreti Üstad’ın Lâhikalar’da dediği gibi, kırk kişiden otuz sekizi sarsılmıştı.5 Öyleyse, insanın çok sağlam kulplara tutunması, urvetü’l-vüskâya sıkı sıkıya yapışması lazımdır ki o sapasağlam kulp da tahkikî imandır. Aksi taktirde –Allah korusun– insan her an sarsılıp düşmekle karşı karşıyadır.
Dipnotlar
- 5 Bediüzzaman, Sikke-i Tasdiki Gaybi s.153 (Parlak Fıkralar ve Güzel Mektuplar).
226