Evet, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) bir hadis-i şeriflerinde altı garipten bahsetmiş ve “Mescid, namaz kılmayanlar arasında; Kur’ân-ı Kerim, fâsıkın kalbinde ya da onu okumayan birinin evinde; saliha bir kadın kötü huylu bir adamın nikahı altında; salih bir erkek arsız bir kadının yanında ve âlim, onun ilminden istifade etmeyen bir topluluk arasında gariptir.” demişlerdir. Bir başka defa da şöyle buyurmuşlardır: “İnsanlar, öyle bir zamanı idrak edeceklerdir ki, o dönemde Kur’ân bir vadide, onlar da başka bir vadide olacaklardır.”1 Yani, o devrin insanları Kur’ân’la aynı vadiyi paylaşamayacak, yeni ifadesiyle, aynı düzlemde buluşamayacak, farklı farklı kulvarlarda bulunacaklardır. Dolayısıyla Kur’ân, onu okumayan, onda ne olduğunu bile merak etmeyen ve ondan istifade etmeyi hiç düşünmeyen insanların evlerinde, gönüllerinde garip kalacaktır. Zaten, asıl garip, yurdundan yuvasından uzak kalan, dostundan, ahbabından ayrı düşen değil, yaşadığı dünya içinde, bulunduğu toplum itibarıyla hâlinden anlaşılmayan, kıymeti bilinmeyendir.
Dipnotlar
- 1 el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl 4/98.