Resûlullah’ın, “Biz ümmî bir ümmetiz…”3 sözünü de bu zaviyeden değerlendirmek mümkündür. Bu hadis-i şerif de, okuma yazma bilmemeyi değil, başka dünyalara ait bilgi kırıntılarıyla zihnin kirletilmemiş olmasını nazara vermektedir. Evet, sahabe efendilerimiz de ümmî idiler. Fakat, onların ümmiyeti, yabancı kültürlerin tesirinde kalmama anlamındaydı. Onlar, Roma ve Fars medeniyetlerinin o gün için çok baskın kültürlerine karşı korunmuşlardı; dolayısıyla zihinleri temiz ve duruydu. Kur’ân’ı anlama ve yorumlama hususunda başka kaynaklara müracaat etme ihtiyacı duymuyorlardı. Nitekim sonraki nesillerin zihninde meydana gelen bulanıklıkta diğer kültürlerin tesirinde yetişmiş insanların etkisi çok büyük olmuştur. Bediüzzaman’ın, “Ka’bu’l-Ahbar Müslüman olurken, onun mâlumat-ı sabıkası da Müslüman olmuştur.”4 sözü bu çerçevede değerlendirilebilir.
Neyi, Nasıl Okumalı?
Günümüzün insanına gelince; bugün zihinler her zamankinden daha fazla müzahrefâtla doludur. Zihin, böyle muzahref şeylerle dolunca, insan hiç farkına varmadan o malzemeyi evirir çevirir, kullanır. Bilgi kırıntılarıyla ve yabancı kültürlerin çer çöpüyle dolmuş, yalan yanlış bilgilerle kirlenmiş bir zihin, hemen o söz ve düşüncelerin rotasına girebilir ve onlar tarafından idare edilmeye, yönlendirilmeye başlar. İnsan, hiç farkına varmadan, zihninde yer bulan o söz ve düşüncelerin tesirindeki bir akıntıya yakalanabilir. Meselâ, günümüzde bir kısım değişik felsefî ve sosyal bilim sahaları tamamen Batı felsefesine dayanmaktadır. Pedagoji ve psikoloji gibi alanlarda sadece pozitivizm ve rasyonalizmin sesi soluğu duyulmaktadır. Bizim kültür kaynaklarımızla beslendiğine inandığımız çok samimi kimseler bile kitaplarının yarısını Freud’un düşünceleriyle doldurabilmektedir. Dolayısıyla, böyle bir atmosferde o türlü, kökü bize yabancı düşünce ve mülâhazalarla bizim insanımızın da zihin ve düşünce ufku kirlenmektedir.
Dipnotlar
- 3 Buhârî, muhsar 5; Müslim, sıyâm 3.
- 4 Bediüzzaman, Muhâkemat s.47 (Birinci Makale, Üçüncü Mukaddime).