Ertesi sabah, Sâlim b. Kasım, bir kere daha Muhammed b. Mukâtil’in kapısına koşuyor. Şu kadar var ki, bu defa etrafına tebessümler saçıyor, sevinç içinde gelip heyecanla söze başlıyor ve şöyle diyor: Bu gece rüyamda Fahr-i Kâinat Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) gördüm; buyurdular ki, “Allah Teâlâ insanların içine müthiş bir bela ve musibet salmıştı. Fakat, kendisini hor ve hakir görerek mahviyetle el açıp dua eden Muhammed b. Mukâtil hürmetine, Cenâb-ı Hak felaketi memleketinizden def’ u ref’ etti!” Görüyor musunuz kendini mesul tutmanın Hak katında ne büyük bir istiğfar ve tazarru yerine geçtiğini?!. Bir taraftan, kulun kendisine bakışını düşünün, diğer yandan da onun Allah nezdindeki kıymet ve değerine bakın!.. Anlıyor musunuz musibetlerin sebebini nefiste aramanın ve hacâletle kıvranıp tevbeye koşmanın insanı ne ölçüde yücelttiğini?!.
Mesuliyet Dairesini İyi Belirlemeli!..