Ayrıca, sen, cibilliyet itibarıyla, insanların hidayetine karşı çok hırslısın ve sinesi herkese açık bir insansın. Onlara da sineni açmak istemen, senin bu engin şefkatinin muktezasıdır. Şayet, sen sadece o derin şefkatin zaviyesinden karar verecek olsaydın, onların hidayeti adına, getirdikleri teklifi muvakkaten kabul eder ve onları hidayet kapısından geri çevirmezdin. Fakat Biz sana bütün duygularında istikamet ve ölçü verdik. Böylece seni ifrat ve tefritten koruduk. Şefkatin ifratı, seni onlara meylettirebilirdi; fakat Bizim korumamız sayesinde sen, onlara meyletmedin; şefkatte de dengeyi gözettin. Çünkü, sen kime, ne zaman ve ne ölçüde şefkatli davranılacağını çok iyi bilmektesin. Onun için, merhametini ilâhî merhametin önüne geçirerek bir sapık düşünceye taviz vermekten berîsin!..
Tadil ü Takdir Âyetleri
Evet, Mahbûb-u Âlem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanları ebedî hüsrandan kurtarma davasına o kadar gönülden bağlanmıştı ki, Kur’ân-ı Kerim, O’nun bu konudaki ızdıraplarını, “Neredeyse sen, onlar bu söze (Kur’ân’a) inanmıyorlar diye üzüntünden kendini helâk edeceksin.”6 ifadesiyle dile getirmektedir. Benzer âyet-i kerimelerde de, Cenâb-ı Allah, Resûl-i Ekrem’ine “Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse üzüntüden kendini yiyip tüketeceksin.”7, “Kur’ân’ı sana, meşakkat çekip, bedbaht olasın diye indirmedik.”8 şeklinde hitap etmektedir.
Dipnotlar
- 6 Kehf sûresi, 18/6.
- 7 Şuarâ sûresi, 26/3.
- 8 Tâhâ sûresi, 20/2.