Genel anlamda şeytanın mahiyetiyle ilgili düşüncelerimi bir iki defa anlattığımı hatırlıyorum. Aynı şeyleri kısaca tekrar edecek olursak; şeytan secde emrine itaat etmemekle inhiraf etmiş ve gerçek hüviyetini ortaya koymuştur. Aynı şeyler bazı insanlar için de her zaman geçerlidir. İnsan için öyle anlar ve öyle durumlar olur ki, bir imtihan için onun mahiyetine dercedilen öfke, haset, kin, şehvet gibi duygularla bu eşref-i mahluk yoldan çıkar, vicdanına ters bir turnikeye girer ve âdeta hakikî insanlıktan inhiraf eder. Bakın haset duygusu, İnsanlığın İftihar Tablosu’na karşı bazı Ehl-i Kitab’ı temerrüde, inkâra sevk etmiş ve Allah Resûlü’nü bir türlü görememişlerdir. Zira onların beklentileri, gelecek o ahir zaman peygamberinin, kendi içlerinde, kendi kavim ve kabilelerinde olacağı merkezindeydi. Aynı şeyler –farklı bir buudda da olsa– bizler için de geçerlidir. Meselâ, geçmiş yıllarda bana camiden gelen arkadaşların komünistler tarafından derdest edildiği ve hatta bazılarının çok kötü şekilde dövüldüğü söylenince, o heyecanla ben üzerimde gece kıyafeti olduğu hâlde gayri iradî kendimi sokağın ortasında buldum.