İçeriğe geç

Evet, sizin bu arkadaşlarınız 20. asırda, hem de felaketlerin felaketleri kovaladığı bir dönemde dine sahip çıkıp ona hizmeti hayatlarının biricik gayesi biliyor ve hayat tarzlarını ona göre ayarlıyorlar. Yatarken, kalkarken, gezerken, yerken, içerken hep “Rabbim, Senin rızanı nasıl kazanabilirim?” diyor ve sürekli O’nu düşünüyorlar. İşte böyle değişik seviye ve derecede pek çok kimse, kadını ve erkeği, yaşlısı ve genciyle bu düşünce ve aksiyon etrafında kenetlenince, yani âyetin ifadesine göre iman edip, o en yararlı işleri bu şekilde gerçekleştirince, Allah da onlar için yeryüzünde hüsnü kabul vaz’ediyor. Şahsen ben, onca tersliklere rağmen rızâ-i ilâhî hedefli bu gayretlerin bugün ulaşmış olduğu bu seviyeyi ancak böyle açıklayabiliyor ve “Her şey Senden Allah’ım.” deyip minnet ve şükran hislerimle iki büklüm oluyorum.

Bu âyetin devamında Allah (celle celâluhu)

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّق۪ينَ وَتُنْذِرَ بِه۪ قَوْمًا لُدًّا
207