Biz burada Kur’ân’ın bu özelliğini bir-iki misalle göstermeye çalışacağız. Neticede görülecektir ki, Kur’ân her insana ve her devrin insanına ayrı ayrı hitap etmek gibi bir hususiyetin tek ve yegâne beyan âbidesidir. Ondan başka hiçbir kelâmda bu harika keyfiyete şahit olmak da mümkün değildir.
Birinci misal: Nebe sûresindeki أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا “Yapmadık mı arzı bir beşik?”19 âyetidir. Şu üç-dört kelimelik âyette, Kur’ân’ın nasıl bir câmiiyete sahip olduğunu görürsek, sair âyet ve sûreleri buna kıyas ederek daha net bir değerlendirme yapabiliriz.
Âyet, yerin bir beşik olarak hazırlandığını söylüyor. مِهَاد; مَهْد veya مُهْد kökünden gelir ki, beşik veya döşek demektir. Bu mânâya göre yeryüzü, üzerinde rahat gezilebilen bir beşik gibidir. İnsanın ihtiyacı olan her şey orada hazır hâlde bulunmaktadır. Âyetten bu mânâyı anlamak için ayrıca öyle derin ilim, irfan ve araştırmaya da ihtiyaç yoktur. Zira bunlar, herkesin müşâhede edebildiği türden şeylerdir.
Dipnotlar
- 19 Nebe sûresi, 78/6.