Bir insanın “Müslüman oldum.” demesi; “İrademi Allah’a teslim ettim.” mânâsına gelir ki bu, Hz. Âdem’in, Hz. Nuh’un, peygamberler babası Halilurrahman’ın, Hz. Yusuf’un ve son olarak Sultanlar Sultanı Fahr-i Kâinat Efendisi’nin söylemiş olduğu sözü söylemesi demektir. Bu söz, bütün insanlık adına peygamberlerin ağzıyla Allah’a karşı ifade edilmiş bir ahd ü peymân ve bir söz verişin ifadesidir.
Bilindiği gibi inkıyat ve teslimiyet, insanın, düşüncede, tasavvurda, amelde Allah’a boyun büküp itaat etmesi demektir. Bundan dolayı Cenâb-ı Hak, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hitaben şöyle buyurmuştur:
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِين
“De ki, şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir, O’na ait, O’nun elindedir. O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve buna en başta ben teslim olup inkıyat ediyorum.”18
Daha geniş mânâsıyla ifade edecek olursak bu hitap, “Ey Habibim! Her şeyin hâkimiyeti Allah’a aittir. Dolayısıyla dünya ve ahiret hâkimiyeti elinde olan, sistemlerden zerrelere kadar sevk ve idare eden Allah’a teslim ol. O’nun eşi-menendi yoktur. Daire-i ulûhiyet ve rubûbiyetinde tektir. İçinizde O’nun söylediği şeyleri ilk kabul eden ve yapan benim ve ben bununla emrolundum de.” demektir.