İçeriğe geç

Bütün problemler, nebiler âlemine teveccühle çözülecek ve bütün bilinmezler de onların aydınlık iklimlerinde bilinir hâle gelecektir. Zira onlar, insanlığa örnek ve rehber olarak gönderilmişlerdir. Cenâb-ı Hak, beşerin onlara muhtaç olduğunu bildiğinden dolayı yeryüzünde peygamber göndermediği hiçbir topluluk bırakmamıştır. Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, hangi zaman dilimine ulaşılırsa ulaşılsın, bir nebinin, “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın.” diyen sesi-soluğu duyulacaktır. Kur’ân, bu hakikati şöyle ifade eder: وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَسُولًا أَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ “Kasem olsun ki biz, ‘Allah’a kulluk edin ve O’ndan başkalarına kullukta bulunmaktan sakının!’ diye her ümmete bir peygamber gönderdik.”22 Ta ki onlar beşere boyun eğmesin, totemlerin arkasından gitmesin, mâbudlaştırılan insanlara bel bağlayıp boyun bükmesinler. Bunun yerine sadece ve sadece Allah’a kulluk yapsın, O’ndan yardım dilesinler. Hakiki bir mü’min her gün okuduğu Kunut duasında, اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ“Allahım! Senden yardım ve bağışlanma diler ve yine Senden hidayet isteriz. Sana inanır, Sana tevbe eder, Sana güveniriz. Seni bütün hayır ile senâ ve zikirde bulunur, nimetlerini ikrar ile Sana şükrederiz. Seni inkâr etmeyiz. Fısk u fücur içinde bulunanları terk eder onlarla alâkamızı keseriz.” demek suretiyle Cenâb-ı Hakk’a karşı bu ahd ü peymâna bağlılığını ifade eder.

22