İçeriğe geç

İbadetler, kul ile Allah arasındaki münasebetin kopmaz ipleridir. İnsan, bu ipleri sağlamlaştırdığı nispette ruhî bakımdan gelişmiş, melekiyet yönünü inkişaf ettirmiş olur ki, ubûdiyetin gerçek mânâsı da budur. Bu bağın bir hayat boyu korunması gerekir. Bundan dolayı Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), إِنَّ أَحَبَّ الأَعْمَالِ إِلَى اللّٰهِ مَا دَامَ وَإِنْ قَلَّ “Amellerin en faziletlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”33 buyurmuşlardır. En az ibadet ise her gün kılınan beş vakit namazdır. O hâlde beş vakit namazı aksatan insan, faziletten mahrum kalmış, dolayısıyla kalbindeki is ve pasları silip Rabbiyle münasebeti temin edecek yola girememiş demektir. Cenâb-ı Hak, Efendimiz’e hitaben, وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ “Ölüm geleceği âna kadar Rabbine ibadet et.”34 buyurur. Bunun anlamı da, “Sen, ölünceye kadar ibadet yaparak mahiyetini ortaya koy; ayakları üzerinde emekleyen, yerde sürünen canlılardan olmadığını göster.” demektir.

29