İçeriğe geç

Bunu bilmeyen insanlara gelince, onlar da –hafizanallah– aczini idrak edeceği yerde kendini güçlü görür ve: إِنَّمَۤا أُوتِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدِۤي “Bana verilenler bilgimden ve irfanımdan ötürü verildi.” (Kasas sûresi, 28/78) derler. Böyleleri âdeta, “Bunları ben kendim plânladım, kendim düşündüm, sistemi kendim kurdum ve bu insanları etrafıma ben topladım…” iddialarının muzaaf bir şeklini sergilerler. Elli defa evirip çevirerek, ilim ve idraklerini daha bir cazip göstermeye çalışırlar. Bir zatın esprili bir şekilde ifade ettiği gibi onlar, haddizatında “Bana kendi ilmimden dolayı verildi.” demek suretiyle Firavun ve Nemrudların soluklarıyla soluklanırlar. Bu insanlar, acz ü fakrı ciddi birer sâik bilerek şevke yürüyüp şükre sıçramaları gerekirken daha işin başlangıcında o sâik ve faktörleri görmezlikten gelme körlüğü yaşarlar. Bu öylesine bir körlüktür ki, böyleleri her mazhariyeti kendi imkânları, güçleri ve kuvvetleriyle çözdüklerini sanırlar. İşin başlangıcında bir kere körlük gayyâsına yuvarlandıklarından artık bir daha da şevke yürüyemezler.

46