Buna mukabil öbür kutupta da öyle kimseler vardır ki –hafizanallah– onlar da –bağışlayın– “Atı tavlaya götürüp bağlayın, onun altını süpürün, süpürgeyi getirin.” veya “Falanda benim alacağım vardı, bir zamanlar tefecilik etmiştim ben onunla. Filan yerde bir iki işten gelecek var.” diyerek öbür âleme öyle yuvarlanıp gitmişlerdir. Evet, bu sözleri söyleye söyleye, bu hezeyanlar içinde ruhunu teslim eden nice kimseler olmuştur. Zira insan nasıl yaşamışsa onun yaşantısı, onun şuuraltı hâline gelmiş olur. İnsan kendinden geçince şuuraltı olan hususlar hortlar ve insanı belli ölçüde baskı altına alır. Bu durum kabre kadar uzayıp gider. Hatta o derecede ki bunun bir uzantısı olarak kabirde melek gelip ona Rabbisini ve kitabını sorduğunda onun, “Sepeti getirin, verin onlara otları, samanı götürün.” gibi sözler söylemesi ihtimal dâhilindedir.