İçeriğe geç

Avrupa’da bazı gazetelerin yazdığı şeyler, bizde, atalarımıza karşı olduğu gibi kabul edilmiştir. Mesela, Fransızlar Sultan Abdülhamit için, Kızıl Sultan (Le sultan rouge) demiş ve bizim gazeteler de hemen bunu büyük başlıklarla neşretmişlerdi. Bizde bugün âbâ u ecdâdımıza sövmelerin hemen hepsi Avrupa’dan ithal edilmiş gibidir. Keşke bu millet de en azından Avrupalının kendi ecdâdına saygılı olduğu kadar kendi ecdâdına saygılı olabilseydi...

Müslümanlığı istismar mevzuuna gelince, Osmanlı Osmanlıyken Müslüman olmamıştı ki, Müslümanlığı istismar etsin. O, Anadolu’ya Müslüman olarak gelmiştir ve geldiğinde de Müslüman’dır. Bu itibarla da Osmanlıların Müslümanlığı istismar ettiği asla düşünelemez. Çünkü onlar kuvvetli iken de, zayıf iken de Müslümanlığa sımsıkı sarılmışlardır. Bunu gösteren binlerce tarihî vesika vardır.

Tuğrul Bey, Abbasi Devleti’nin başındaki halife el-Kâim, hilâfetin şahs-ı mânevîsini muhafaza ve müdafaa edemeyecek hâle gelince onu korumaya aldığında bunun kat’iyen Müslümanlığı istismarla alâkası yoktur. O, bir senede bin çadır birden Müslüman olmuş ve Müslümanların idaresine girmiş bir altın neslin başında bulunuyordu. İsmail Hami Danişmend, Türklerin nasıl ve neden Müslüman olduklarını genişçe anlatır.[1]

153