İçeriğe geç

Evet, sünnet-i seniyye içinde öyleleri vardır ki, onu yapan, bin şehit sevabı kazanabilir. Nasıl ki toplumu birbirine katıp karıştıran gıybet, sadece herhangi bir şahsın çekiştirilmesi gibi kabul edilmemektedir; zira böyle bir gıybet, adam öldürmekten veya zina etmekten daha şiddetlidir.[5] Aynen onun gibi günümüzde bilhassa ümmetin fesada gittiği, bütün İslâm çarkının bozulduğu ve tayfanın kaptana isyan ettiği bir devirde dine ait herhangi bir meseleyi ihya etmek için gayret eden kimseler, elbette ki yüz şehit sevabı, hatta belki bin şehit sevabı kazanacaklardır. Bu işi mübarek gün, an ve dakikalarda yapmalarıyla belki daha çok sevap elde edeceklerdir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân’ın ifadesiyle, dilediğine fazlından dilediği kadar ihsanda bulunur.[6] Rabbimizden duamız; evvelâ, bu yolda bizi kaim ve daim eylemesi, sonra da ihlâsla hizmete muvaffak kılması olmalıdır.

Ben buradan bir girizgâhla zamanımızda Allah için hizmet verenlerle alâkalı bir hususa da değinmek istiyorum. Üstad Hazretleri, Allah yolunda yapılan hizmetin ihsan-ı ilâhî olarak omzumuza yüklenmiş olduğunu söyler.[7] Evet, bütün bütün her şeyin şirazeden çıktığı bu dönemde, çok kıymetli bir vazife ile tavzif edilen Müslümanlar bu hizmetlerini canları pahasına mutlaka ihya etmelidirler. Bu vazife Allah’tan bize, dünyada eşi menendi olmayan bir mazhariyet ve lütuftur. Haddizatında şu çok zor zamandaki vazife, niyabeten Efendimiz’in vazifesini yüklenme mânâsına gelmektedir. Şâh-ı Geylânî’nin, kendi ifadesiyle, ehl-i hizmete zahîr olması,[8] Hazreti Ali’nin tâ on dört asır öncesinden Kur’ân’a hizmet edenlere arka çıkması, pek çok rüyada Hazreti Pîr-i Mugân’ın hizmet erlerini hiç yalnız bırakmamaları, günümüzde yapılan hizmetlerin çok önemli olduğunu göstermektedir.

57