Bu hususu açıklamak için, sıfatlardan başlamak faideli olacaktır. Mesela, Cenab-ı Hak, yarattığı bazı materyalleri kullanarak, ağaçları ve bitkileri yaratıyor. Keza bazı malzemelerden insan yarattığı gibi, bazılarından Cehennem, bazılarından da cennetler inşa ediyor. Bütün bu tercihlerde Vacibü’l-Vücud, emir ve iradesiyle sel gibi akan eşyayı şekillendirmeye tâbi tutuyor. Eşya O’nun (celle celâluhu) ilim ve meşieti çerçevesinde sel gibi akıp giderken O, kudret ve iradesiyle bunlardan muhtelif şeyler yapıyor. Bundan dolayı ortaya insanlar arasında dahi farklı tipler, çeşitli anlayışta varlıklar çıkıyor. Yine canlılar âleminde, hayvanlar ve bitkiler dünyasında kudret ve iradenin taalluku ve mümkün yollardan bir tanesinin seçildiği görülüyor.
Cenab-ı Hakk’ın kudretinin farklı şekillerde tecellisini şöyle bir misalle de anlatabiliriz: Güneş’ten bize devamlı ışınlar gelir ve gelen bu ışınlardan çeşitli şekillerde istifade etme imkânı söz konusudur. Güneş’in ışınlarından eşyalarımızı kurutarak yararlanabileceğimiz gibi, bazı aletler yardımıyla su ısıtmada da kullanabiliriz. Hatta bedenî bir kısım hastalıkların Güneş’in ışınlarıyla tedavi edildiği bilinmektedir. Bu itibarla, bizim, Güneş’ten gelen ışınlardan istifademiz de farklı olurken biz bu istifade yollarından birini seçebiliriz. Şu kadar var ki, bu misal Cenab-ı Hakk’ın, eşyanın vasıflarına müdahalesini anlatmada sadece bir misaldir, Zât-ı Baht’ına gelince o nâkabil-i idraktir.