Ancak ileride önemli bir fitneye karışacak bir haricî tipini o gün, Zü’l-Huveysıra’nın şahsında resmetmeyi de ihmal etmemişti. Evet, Allah Resûlü, bu ırkın ileride fitne çıkaracağını, ümmetinin başına gaileler açacağını Allah’ın bildirmesiyle biliyordu. Nitekim, daha Hz. Ali devrinde, Allah Resûlü’nün haber verdikleri aynen zuhur etti. Nehrivan’da Hz. Ali’ye karşı gelen Haricîlerin içinde Allah Resûlü’nün resmettiği insan bulunmuştu…457
Evet, İki Cihan Serveri işte bu adama da bir şey dememişti. Eğer başını kımıldatsa veya Hz. Ömer’den gelen teklife bir an sessiz kalsaydı, bu densiz insanın öldürülmesi kaçınılmazdı. Ancak Allah Resûlü, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine talim buyurduğu üzere hareket ediyor ve bu türlü cahillere takılıp kalmıyordu. Zira Kur’ân O’na وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ diyordu: “Sen cahillerden yüz çevir.”458Onlara takılıp kalma, yani onların yaptıklarından rahatsız olma. Cahil cahilce davranır. Sen ise asla cahil değilsin. Öyleyse, onların sana davrandıkları gibi onlara mukabelede bulunamazsın. Sen hilm sahibisin, yumuşak huylusun. Ve sen bu hilminle gönüllere taht kurmaya namzetsin. Nitekim öyle de olmuştur. Allah Resûlü, hilmi sayesinde hem de hiç ümit edilmeyen insanların gönlünde taht kurmuştur.