İçeriğe geç

Yine O, ilimlerin varıp kendisine dayandığı kilit insandı. Âdeta, kıyamete kadar olacak hâdiseleri bir ekranda seyrediyor gibi, gaybî bir levhadan okuyup bir bir söylüyordu. O’nun irtihal-i dâr-ı bekâ buyurmasından bunca asır sonra, bugün teknik ve teknolojinin mükemmel imkânları ile araştırmaları neticesinde varılan noktada, herkes Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) on dört asır önce diktiği bayrağı görüyor.. ve Allah’ın (celle celâluhu) haklarında hidayet murad ettiği kimseler, kelime-i kudsiye-i tayyibeyi söyleyerek Müslümanlık zincirinin nurlu birer halkası hâline geliyorlar. İşte binlerce hâdiseden birisi:

Seyrettiğim bir video kasetinde Kanadalı, kendi sahasında uzman bir çocuk doktoru olan Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Profesörü Keith Moore, bugünkü teknik imkânlarla ancak keşfedilebilen, çocuğun anne karnında geçirdiği safahâtı Kur’ân âyetlerinden dinleyince أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ diyerek O’na teslimiyetini ifade ediyor. Yine bir Japon fizyoloji âlimi, kendi sahası ile ilgili Kur’ân âyetlerini görünce zor telaffuz ettiği hâlde أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ diyor ve İslâm’a girmede tereddüt göstermiyor.

Evet, görüldüğü gibi ilimlerin tıkandığı yerde Kur’ân menfezler açıyor ve ilimlerin vardığı son nokta da Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) başlama noktasıyla buluşuyor. Peki ama O’na bunları kim öğretmişti? O, dersini “Alîm” ve “Habîr” olan Allah’tan (celle celâluhu) almıştı. O’nun rahle-i tedrisinin verâsında Muallim-i Ezelî vardı. Onun içindir ki O’na ait mârifet, zamanın geçmesiyle eskimedi, aksine her geçen gün daha da tazelendi.. ve dünya durduğu müddetçe de tazelenmeye devam edecektir.

11