İçeriğe geç

Cihan O’na koşacak, ilim mahfilleri O’nu araştıracak, düşünce iklimine açık sineler O’nun arkasına düşecek; hasımların birçoğu ateşli birer dost olup O’na sığınacak ve sığınıyorlar da… Artık bugün karşı cephenin kıstasları içinde dahi, Hz. Muhammed Aleyhisselâm ağır basmakta ve O’nun büyüklüğü hasım dünya tarafından da itiraf edilmektedir… Allah Resûlü bir hadis-i şeriflerinde: “Ümmetimden on kişi ile tartıldım, ağır geldim. Sonra yüz, sonra bin kişi ile tartıldım yine ağır geldim. O zaman muvazzaf iki melek dedi ki: Bırak, eğer bütün ümmeti ile tartılsa yine ağır gelecek.”1 Nitekim bu da gerçekleşmişti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), gördüğü bir rüyayı şöyle anlatıyor: “Terazinin bir kefesine ben, diğerine bütün ümmetim konuldu ve ben ağır geldim.”2

Evet, sahabe, tâbiîn, tebe-i tâbiîn ve onlardan sonra gelen, kıyamete kadar da gelecek olan en büyük insanlar, ruhlara nüfuz eden bütün sofî ve mistikler, evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrabîn… hepsi bir kefeye konulsa, yine O Gönüller Sultanı ve gözlerimizin ziyası ağır basacaktır. Çünkü varlık O’nun yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır.

6