İçeriğe geç

O, kâinatın ille-i gâiyesidir.. ve hadis diye meşhur olmuş bir sözde O şöyle anlatılmıştır: لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ مَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ“Eğer sen olmasaydın varlığı yaratmayacaktım.”3 Evet, mânâsı anlaşılmayan bir kitabın yazılması abestir. Allah (celle celâluhu) ise abesten münezzehtir. Dolayısıyla, zaman ve mekânın Efendisi gibi gür sesli bir dellâl ister ki, kâinatın mânâsını anlatsın. Yine O’nun gibi bir şârih, bir mübelliğ bulunması lâzımdır ki şu uçsuz bucaksız sema, içindeki ay-güneş-yıldız ve bütün varlık emrine verilmiş olan insan, nereden gelir, nereye gider, neye namzettir… izah ve ilân etsin ve varlığın perde arkasını ruhlara duyursun. Öyle ise O olmasaydı, kâinat da insan da mânâsız olurdu… Hz. Muhammed Aleyhisselâm, eşyaya mânâ kazandıran insandır. O bizim için sevgililerden daha sevgilidir.

Burada, –kendimi mü’minlerin en günahkârı gördüğümü itirafla beraber– bir hissimi anlatmadan geçemeyeceğim. Bunu anlatırken de niyetim şudur: Ben dahi Allah Resûlü’nü bu derece sevebiliyorsam, kim bilir ehliyetli gönüllerde O ne derece sevgiyle tütüyordur… İşte anlatacağım kendime ait hâlet-i ruhiye de bu açıdan değerlendirilmelidir. Yoksa, şahsıma ait bir meseleyi huzurunuza getirmekten teeddüp ederim.

7