İçeriğe geç

İşte, Muhammedî boya ile boyanan ve Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sohbetine erme şerefiyle insibağa ulaşan sahabe-i kiram, Allah’la münasebeti içinde nasıl bir derinliğe sahip; nasıl namaz kılıyor, ‘Allah’ derken nasıl bir tavır alıyor, rengi-benzi nasıl atıyor, nasıl ürperiyor ve nasıl içten içe bir güveç gibi kaynayıp, değirmen taşları gibi ses çıkarıyordu; aynen onun gibi tâbiîn-i kiram da, sahabe ile atbaşı olma gayreti içinde ve o şerefli yerini alma inceliği, duyarlılığı ve derinliğiyle serfirazdı. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem): طُوبَى لِمَنْ رَاٰنِي وَاٰمَنَ بِي، وَطُوبَى لِمَنْ رَأَى مَنْ رَاٰنِي“Müjdeler olsun beni görüp, bana iman edene ve müjdeler olsun beni görenleri görene!”2 şeklindeki mübarek sözleriyle ifade edildiği gibi tâbiîn-i kiram, sahabeye ‘ihsan’ şuuruyla tâbi olmuştur.

Ne demektir ihsan ve ihsan şuuruyla tâbi olma?

Bir mânâsıyla, insanın herkesi kendisi gibi bilmesi ve kabul etmesi, başkalarının lezzet ve acılarını vicdanında duyup paylaşması, a’zamî derecede iyilik düşüncesi, yürek yufkalığı ve insanın hiçbir mü’mine karşı kalbinde gıll ü gış taşımaması demektir ihsan. Bu mânâda Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

وَالَّذِينَ جَۤاؤُوا مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلَّا للَِّذِينَ اٰمَنُوا رَبَّنَۤا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَحِيمٌ

“O sahabeden, muhacirîn ve ensardan sonra gelenler şöyle derler: ‘Rabbimiz, bizi ve imanda bizi geçen, bizden önce gelip de iman etmiş bulunan kardeşlerimizi bağışla ve iman edenler için kalblerimizde en ufak bir gıll ü gış bırakma! Rabbimiz, muhakkak Sen, Raûfsun, acıyansın, Rahîmsin, kullarına, (bilhassa mü’min kullarına) karşı çok merhametlisin.’ ”3

501