Urve, Efendimiz’in yanına geldi ve O’nunla konuşurken bir aralık eliyle Allah Resûlü’nün mübarek sakalına dokunmak istedi. Bu eski bir Arap âdetiydi. İşte o anda Urve’nin eline şiddetli bir darbe indi.. darbenin sahibi, Urve’nin öz yeğeni Muğîre b. Şube’ydi (radıyallâhu anh). “Pis elini, Allah Resûlü’nün pâk sakalına sürme. Bir daha tekrar edersen elini koparırım!” dedi. Urve donup kalmıştı. Daha birkaç ay önce Muğire’nin işlediği cinayetin diyetini, o ödememiş miydi? Müslüman olunca yeğeni birden ne kadar değişmişti. Ayrıca sahabenin, Allah Resûlü’nün etrafında nasıl pervaneler gibi döndüğü de Urve’nin gözünden kaçmamıştı. Mekke’ye döndüğünde bu hayranlığını şu şekilde dile getirdi:
“Ben nice Kisralar, Kayserler ve Necaşîler gördüm. Fakat bunların hiçbirini, etrafındaki insanların Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) olan bağlılığı gibi bir bağlılık içinde görmedim. Gelin beni dinleyin ve bu adamla uğraşmayın!”
Bu görüşme neticesiz kaldı.4 Allah Resûlü Kureyş’e Hıraş b. Ümeyye’yi gönderdi. Ancak Kureyşliler ona hücum edip devesini öldürdüler. Kendisini de öldüreceklerdi ama, müttefiki olan bir kabile imdadına yetişti.5
4. Elçi Osman (radıyallâhu anh)
Bundan sonra Kureyş’e bir başkasının gönderilmesi gerekiyordu. Hz. Ömer’e (radıyallâhu anh) teklif edildi. Ancak, Mekke’de Ömer’in düşmanı çok, dostu ise hiç yoktu. Onun gönderilişinin sulh adına bir faydası olacağı şüpheliydi. O, bu kanaatini Allah Resûlü’ne bildirince, Hz. Osman’ın (radıyallâhu anh) gönderilmesine karar verildi.6