Zaten, Hudeybiye dönüşünde Fetih sûresi nazil olmaya başlamış ve bu anlaşma apaçık bir fetih olarak vasıflandırılmıştı.19
Allah Resûlü çok memnundu. Düşündüğü her şey, mevsimi gelince çözülen düğümler gibi çözülmeye başlamıştı bile… Aslında O, fettah olan kılıcını düşmanın başına ta Hudeybiye’de indirmişti ve düğüm orada çözülmüştü ama, hâricî vücud nokta-i nazarından ve âlem-i şehadet itibarı ile düğüm şimdi çözülüyordu. Bir gün Îs’in fütüvvet ruhunu temsil eden yiğitleri, evet henüz bıyıkları terlememiş, çiçekleri burnunda bu delikanlılar, Allah Resûlü’nün “Seniyyetü’l-Veda”yı aşarak Medine’ye geldiği gibi şimdi Medine’ye giriyorlardı. Ve başta Allah Rasûlü olmak üzere bütün Medine halkı da onları, Seniyye-i Veda türküleri ile karşılıyordu. Küfür miyopları, kendi elleri ile kendi şartlarını bozmuşlardı. Ve bir gün gelecekti; Allah Resûlü’nün paktına dahil olan bir kabileye tecavüz edecek, dolayısıyla da kendi ahitlerini bütün bütün nakzedeceklerdi.20 Allah Resûlü de Hudeybiye ile blokajı atılan büyük fethi bizzat Mekke’ye girerek fiilen tahakkuk ettirecekti.
1 İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 4/275-276; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 2/95.