–Yâ Adiy, ömrün olursa yine göreceksin! Bir gün Kisra’nın bütün hazineleri benim ümmetimin eline geçecek.” Ben hayretle: “Hürmüz’ün oğlu Kisra’yı mı kasdettiniz?” diye sordum: “Evet, Hürmüz’ün oğlu Kisra’yı.” buyurdu. Ve Adiy sözünü şöyle tamamlıyor: “Allah’a yemin ederim ki, Allah Resûlü’nün o gün dediklerinin hepsini gördüm ve bunlara şahit oldum. Ve bir de istikbale ait bir şey söyledi. Ümit ediyor ve inanıyorum ki onu da göreceğim.”2
İşte Allah Resûlü etrafına topladığı insanlara anlattığı ve sunduğu mesajları böyle fevkalâde bir emniyet ve güven içinde sunuyor ve bunların hiçbirisinde, zerre kadar şüphe ve tereddüt emaresi sezilmiyordu. Zaten, haber verdiği şeyler de mevsimi gelince Allah’ın (celle celâluhu) inayet ve keremiyle bir bir zuhur ediyordu.
2. Zenginlerin Ayrıcalık İsteği
Bidayet-i İslâm’da Allah Resûlü’nün çevresinde fakirler vardı. Bunların büyük çoğunluğu da gençlerdi. Küfürde kartlaşmış ve şartlanmış yaşlılar Allah Resûlü’ne karşı sürekli inat ediyorlardı. Vâkıa, يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللّٰهِ أَفْوَاجًا“Allah’ın dinine bölük bölük giriyorlar.”3 sırrı zuhur edince, onlar da Allah Resûlü’nü kabullenme lüzumunu duydu ve kabullendiler ama, bidayette O’nun etrafında sadece ve sadece gençler vardı. Hem de fakir gençler!..